deniz.in

Piyasalar

Hava durumu

Hava durumu yükleniyor

· kaynak Hacker News – Front Page (native)

Cindy Cohn ve Bruce Schneier: 11 Eylül sonrası 25 yıllık kitlesel gözetim yeter

Lawfare'de, 11 Eylül'ün 25. yılında yayımlanan yazılarında Cindy Cohn ve Bruce Schneier, kitlesel gözetimin terörle mücadele gerekçesini aştığını ve haklara ile etkinliğe maliyetinin hiç dürüstçe hesaplanmadığını savunuyor.

Cindy Cohn ve Bruce Schneier: 11 Eylül sonrası 25 yıllık kitlesel gözetim yeter

Argüman

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçtikten sonra, dijital haklar ve güvenlik alanının iki önde gelen ismi — Cindy Cohn ve Bruce Schneier — bu saldırıların tetiklediği kitlesel gözetim çağının sona ermesi gerektiğini savunan bir makale yayımladı. Yazı Lawfare'de ortaya çıktı ve Schneier on Security'de yeniden yayımlandı; 11 Eylül sonrası hedefli casusluktan toplu veri toplamaya geçişi, hiçbir zaman dürüstçe ölçülmemiş bir politika değişikliği olarak çerçeveliyor.

Yazarların merkezî suçlaması, kitlesel gözetimin terörizme karşı geçici bir zorunluluk olarak sunulup sessizce kalıcı bir altyapıya dönüşmesi. NSA ve giderek artan ölçüde sıradan polis teşkilatları, herkesi her yerde izlemenin ülkeyi daha güvenli kıldığı varsayımıyla faaliyet gösteriyor — yazarlara göre ulusal güvenlik camiasının hiçbir zaman gerçek bir maliyet-fayda analiziyle desteklemediği bir varsayım bu; ne vergi mükellefi dolarlarıyla, ne saptırılan kaynaklarla ne de açıkça önlenmiş saldırılarla ölçülmüş. Makaleye göre NSA kamu baskısı altında başarı öyküleri sunduğunda, bu örnekler inceleme altında çökmeye meyilli oluyor.

Hedefli casusluk nasıl toplu casusluğa dönüştü

Makaleye göre en net örnek, Amerikalıların telefon kayıtlarının toplanması: 11 Eylül'ün hemen ardından, ham yürütme gücü iddiasına dayanan "President's Surveillance Program" olarak başladı. 2006'da hükümet programı gizlice Patriot Act'in 215. Maddesinin yeni bir yorumuna taşıdı; bu madde daha önce daha hedefli talepleri kapsıyordu. Program resmî olarak ancak Edward Snowden'ın 2013 ifşalarından sonra doğrulandı. 2015'te ABD İstinaf Mahkemesi (İkinci Devre) bu yorumu reddetti ve Kongre aynı yıl USA Freedom Act'i kabul ederek neredeyse 14 yıl süren ayrım gözetmeyen toplu toplamayı sona erdirdi — ancak yazarlara göre yasa, yurt içi telefon kayıtlarının büyük hacimlerine erişime hâlâ izin veriyor.

ABD içindeki büyük telekomünikasyon kavşaklarında üst veriyi ve içeriği yakalayan NSA'nın Upstream programı benzer bir yol izledi: başkanlık yetkisiyle başlatıldı, sonra 2008 FISA Amendments Act'in 702. Maddesi aracılığıyla sınırlı FISA mahkemesi denetimine bağlandı. Teşkilat, FISA mahkemesi baskısıyla 2017'de içerik aramalarını durdurdu, ama toplu toplamanın kendisi sürüyor. Kongre, Amerikalıların verilerinin bu ağa takılmasına ilişkin endişelerle 702. Maddenin 2026'da resmen süresinin dolmasına izin verdi; ancak daha önce yetkilendirilmiş gözetim en erken 2027 baharına kadar devam edecek. Snowden sızıntılarıyla kamuoyuna yansıyan bir NSA iç sunumu, yazarlara göre temeldeki felsefeyi özetliyordu: "Hepsini Topla", "Hepsini İşle", "Hepsini Kullan", "Hepsini Ortaklaştır" ve "Hepsini Kokla" diye bir hükümet sonunda "Hepsini Bilir".

Özel sektör hattı

Yinelenen bir tema, hükümetin kitlesel gözetiminin büyük ölçüde özel sektör toplamasının aşağı akışında yer alması. NSA, telekom ve internet şirketlerinin topladığı verilere dayanıyor; yerel şerifler ve ICE ajanları, cep telefonu konum verilerine ve özel işletimli plaka okuyucu ağlarına. Yazarlara göre FBI Direktörü Kash Patel, kongre ifadesinde büronun Amerikalılar hakkında bilgiyi veri aracılarından satın aldığını ve bunu yapmaya devam etmeyi düşündüğünü yakın zamanda doğruladı — geleneksel hukuki süreç dışında elde edilen bir erişim bu. İnternetin ekonomik modeli kullanıcıları izlemeye dayandığı için, şirketlerin ticari amaçla topladığı her şey kolluk kuvvetleri için de potansiyel olarak erişilebilir hâle geliyor ve yapay zekâ destekli analiz hem bu yeteneği hem de beraberindeki riskleri büyütüyor.

Gözetim bir günlük rutin olarak

Makale, bu tekniklerin gündelik hayata nasıl sızdığını belgeliyor. Flock ve Vigilant Solutions gibi satıcıların plaka okuyucu ağları kamusal ve özel yolları ile otoparkları kapsıyor ve görevlilerin yargı yetkileri arasında arama yapmasına olanak tanıyor; yazarlar, eyaletler arası kürtaja gidenleri izlemede kullanımına dikkat çekiyor. Bir zamanlar seçkin federal birimlere özgü olan yüz tanıma, artık ICE tarafından göçmenlere ve protestoculara, havaalanlarında TSA tarafından ve Madison Square Garden gibi özel mekânlarda kullanılıyor. Akıllı telefonlar kullanıcılarının konumunu sürekli kaydediyor ve bu bilgi en düşük düzeyde usul korumasıyla polise ulaşıyor. Sektör tarafında yazarlar, Flock'u veritabanı eşleşmelerini çözülmüş suçlar gibi sunmasıyla eleştiriyor.

Neden önemli

Cohn ve Schneier en az teknik bir argüman kadar anayasal bir argüman ileri sürüyor: Dördüncü Değişikliğ'in makul olmayan aramalara karşı koruması bireysel şüphe üzerine kuruluydu ve varsayılan olarak herkesi izleyen bir sistem bu ilkeyi tersine çeviriyor. Risklerin Trump yönetimi altında daha görünür hâle geldiği uyarısında bulunuyorlar. Teknoloji uzmanları için makalenin önemi, tek ve kesintisiz bir hattın anlatımında yatıyor — ticari veri toplama, veri aracıları, omurga dinleme, yapay zekâ analizi — bir ürünün hasat ettiği her şeyin, warrantsız olarak hükümetin eline geçebildiği bir hat bu. Yazarlar, 25 yıl sonra temel bir şey talep ediyor: Bunların herhangi birinin insanları gerçekten daha güvenli yapıp yapmadığının ve haklarla özgürlükler bakımından neye mal olduğunun gerçek bir hesaplaşması.

  • #surveillance
  • #privacy
  • #security
  • #policy
  • #civil-liberties

İlgili yazılar